|
Basın Yayın tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 10 Ağustos 2009 14:01 |
|
AYŞE ÇAĞLAYAN
Kahrolsun avcılar vurdular seni Onların semtinde ottun turacım Saklan dedim dinlemedin sen beni Gözlerime sitem ettin turacım
HAYATI 1939 yılında Adana ilinin Kadirli ilçesine bağlı Harkaçtığı (Dikirli) köyünde dünyaya geldim. Orta halli çiftçi bir ailenin çocuğuyum. Baba taraf soyumuz Türkmenistan'dan Zulkadiroğulları olarak Kahramanmaraş'a geliyorlar. Ordan bir gurup insan Zakirli altında ayrılıyorlar ve şimdiki Harkaçtığı (Dikirli) denilen yere gelip yerleşiyorlar. Dikirli Zakirli'nin kaletleşmiş adıymış. Benim Dedemin adı Celil efendioğlu imiş. Adı Celil imiş. Fakat dedemin anası Uzuneşkilcr'denmiş. Şimdiki Tatarlı'dan. Bu nedenle dedeme "'Eski Kızı'nın oğlu" demişler, ardından da "Eski Dede" demişler. Babam ise Ömer Hoca (Ömer GÜNGÖREN). "Eski Ömer"de derlerdi. Çünkü biz orda iki eviz, bir amcamlar bir de biz. iki eve "Eskiler" derler. Ana tarafım ise Karaman'dan Ziyanlı Aşireti olarak Kadirli'nin Kesim köyüne gelip yerleşiyorlar. Anamın babası KADÎROĞLU Mehmet, Anasına da "Elif Hatın" derlermiş? Ben de anamın babamın dünyaya gelen ilk çocuklarıyım. Biz yedi kardeşiz. Beşi kız, ikisi erkek olan bu çocukların en büyükleri benim.Anamın adı Şerife Hatundur. Ben şiir söylemeye 7-8 yaşlarında başladım ve o zaman ayak nedir, uyak nedir bilmiyordum, serbest ağıl türünde dörtlükler söylüyordum. 14 yaşına geldiğimde "Düğürcünün Öyküsü" diye türkülü bir hikaye yaptım. Karşı şahısları canlandırarak onların adına dörtlükler söyleyerek bu hikaye meydana geldi. Ondan sonra aşıklık devam ediyor. 16 yaşında ilk ayaklı şiirimi yazdım. 17 yaşıma geldiğimde şimdiki eşim Muzaffer ÇAĞLAYAN aile dostumuz idi. Babam "Kız çocuklarının okuması sakıncalı" diye beni ilkokula bile göndermedi. Muzaffer ÇAĞLAYAN özel öğretmenimdi benim. Beni evimizde çalıştırarak çok çabuk okuma yazma öğretti, iş bununla da kalmadı, öğretmenimle birbirimize aşık olduk. Bu aşk bir yıl devam etti. Birbirimize karşılıklı aşk şiirleri yazıyorduk. Aşk mektupları yazıyorduk. Böylece aşkımız daha kuvvetlendi. O zaman benim yazdığım şiirleri kendisi bir yere not ederek biriktirmiş. 1958 yılının Temmuz ayında evlendik.Evlendik derken tabii aşığın aşkı bitmez. 1982 yılında "Çağlayan Aşıklar" ismi altında yazdığımı/ bu şiirleri ilk kitabımız olarak ortaklaşa yayınladık. Evlendikten sonra 1978 yılından beri Çukurovalı halk aşıkları arasına katıldım. Âşıklar gecelerine, aşıklar bayramlarına davet edildiğim her yere gittim. Ve hala gitmekteyim. Benim branşım alışma yapmak, şiir okumak. Sazı iyi çalamadığım için sadece atışmalarda kullanıyorum. İyi saz çalamadığım için türkü programı yapamıyorum. Ama türkülerim de var. ikinci Kitabımız ise "Kadirli'de Çağlayanlar" adı ile yayınlandı. Yine ilk kitabımız gibi bu da ortak şiirlerimizden oluşmaktadır. Türkiye'nin bir çok yerini gezdim. Şu aşamada üçüncü kitabımızı hazırladık. Onu da "Ç" ile başlatırız herhalde.Benim tek amacım aşıklıkta başarılı olmak ve iyi eserler bırakmak. Ölünce de tarihe geçmek isityorum. Üç çocuk anasıyım, iki kızım öğretmen, oğlum Oğuz ÇAĞLAYAN ise tiyatrocu.Özgeçmişim bundan ibarettir. Tüm okurlarıma teşekkür ediyorum.
TURACIM Kahrolsun avcılar vurdular seni Onların semtinde ottun turacım Saklan dedim dinlemedin sen beni Gözlerime sitem ettin turacım
Senin durağındı kuytu dereler Biliyorum çoğunuz aldı yaralar Söğünsün ocağı, giysin karalar Namertler elinden battın turacım
Nerde olsan her tarafa arardı Nişancı avcılar seni sorardı Güzel sesin çok işiıtıe yarardı Derdimi derdime kattın turacım
Gidersem köyüme duyur sesin Avcının elinden bitmiyor yasın Neslin mi kesildi yok hasta mısın Bizden uzaklara gittin turacım
Aslan başta bir kez sesini duydum Senin hayalini okşadım sevdim Sen değil ben dahi dünyadan doydum Acını içime attın turacım
Bu Çağlayan unutur mu aslını Tekrar köye istiyoruz neslini Gel de neşelendir eski dostunu Uzaklarda mesken tuttun turacım
|